Önce Anne, sonra Endüstri Mühendisi, kendisi için Gezgin ve Koleksiyoner nAifce. İş hayatından vazgeçtiği noktada hala mutlu bir Anne ve doyumsuz bir Yolcu; hayatın içine el izini ve yeryüzüne ayak izini bırakmak için… Gezegenimizi dolaştıkça gördüklerini, biriktirdiklerini, okuduklarını-yazdıklarını, yediklerini-içtiklerini, seyrettiklerini paylaşmak istiyor nAifce bir biçimde…


KENDİ İÇ YOLCULUĞUNU TAMAMLAYAN İNSAN , DÜNYAYI KEŞFE HAZIRDIR

Ailenin bütün çocuklarını mezun etmiş, görmüş geçirmiş yada feleğin çemberinden geçtiği için çoğu sayfası yıpranmış, kiminin ucu kıvrık, kimi koptu kopacak, kimi dönencede dizgi yanlışı, kimi coğrafi sınırda hata, ama hala yürürlükte, kıpkırmızı cildiyle “Büyük Atlas’ı” açınca önüme… O günün kısmetine neresi çıkarsa artık karşıma. Elimde bavulum, ayıcıklı pijamam ve tavşan terliklerimle; ya Afrika’dayım, ya Hindistan Kıyılarında, Avrupa’ya biraz yüz ederek -ne de olsa oldukça yakın bizim eve- daha uzaklarda gözüm, kimsenin bilmediği, adını bilse de başkentini söyleyemediği kadar uzaklarda.
Birgün Madagaskar’dayım, hele cikletin içinden çıkan ülke kartı da Madagaskar’ken neyleyeyim Almanya’yı, Fransa’yı, İngiltere’yi, başka bir gün Tahiti ‘de, haftanın sonuna doğru eğlenceye yelken açıp, Brezilya’da Karnaval düzenlerken oyuncaklarıma, Peru’yu bir sonraki haftaya bırakmanın tedirginliği var üzerimde, ya beni almazlarsa haftaya ülkelerine.
Ama illa Avrupa olacaksa bari Liechtenstein olsun, ya da Kopenhag, belki İzlanda, Lizbon’da yeni ufuklara Vasco de GAMA ile…
Kendimi bildim bileli seyyah olmak istedim, Dünyayı karış karış dolaşmak. Varolmanın ağırlığının, gittiğim kilometrelerle ölçülebilir olduğuna inandım ve herkesin doğrusuna inat, kendi doğrularımı yollarda aradım.
Yolculuğa çıkamadığım zamanlarda, yolculuğa çıkmak için heyecanı olmayan insanlara heyecanlar yarattım. Ama en çok yine kendim heyecanlandım. Bütün yolculuklarımın sonunda, yolculuğa çıkmak fikrinin, yolculuktan daha sihirli olduğunu gördüm, yaşadım. Yolculuktan önce yaptığım bütün hazırlıkların beni daha çok ilgilendirdiğini farkettim.
Paris’te olmak, Paris’te olmak fikrinden daha az heyecan verdi.
Amsterdam’da yapacaklarımı planlayıp, gezi defterime notlar alırken kurduğum düşler, Amsterdam’da dolaşırken oluşan görüntülerden daha gerçekti.
Ve her yolculuğun biran önce bitmesini istedim, yeni yolculuklara başlayabilmek için. Yani, her daim başka bir yolculuğa çıkmaya hazırdım, hazırım. Dubai’den dönerken uçakta “Lizbon’a Gece Trenini”  okuyordum bir sonraki durağım Portekiz olacağı için.

Ve benim de yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var tıpkı Ataol BEHRAMOĞLU gibi :
“HAYAT; SUNULMUŞ BİR ARMAĞANDIR İNSANA” Ayıcıklı Pijama ve Tavşan Terliklerinizin olduğu çağda başlamalısınız iç yolculuğunuza…

yorum Yap