Furkan Çirkin ile Hayatım: Rengârenk Bir Zifiri Karanlık Üzerine Ön Söyleşi

“Kazandım Nefretini Feodallerin Lanet Ediyor Bana Liberaller de”

Sorular: Süleyman Berç Hacil

 

  1. Furkan yeni kitabın hayırlı olsun öncelikle.  Kutlarım. Öncelikle özellikle sana sormak istediğim bu dosyada diğer iki kitabına göre farklı olan nedir? En çok bunu merak ettiğimden ilk bunu sormak istedim. Şiir kurma ve oluşturma biçimini az çok bildiğimden ve bu kitabını daha okuyamadığımdan bahsettiğim fark meselesini çok merak ediyorum. İyi veya kötü anlamda? Nedir?

 

Teşekkür ederim. Daha çok felsefi derinliği olan şiirler yazıyorum. Yani bilgisiz, bilinçsiz, felsefesiz, boş, liboş, bırakınız yapsınlar bırakınız etsinler, çok satan kazansıncılara tam karşıt… Hakeza popüler olma çabasına da… O gün ne popüler, ne gündemde onun üzerinden prim kasalımcılar, kapitalizmin başat hizmetkarlarıdır bence. Ben derine, en derine, görünenin arkasındakine temas ediyorum. İlk iki kitabım (zaten sırf dosya bütünlüğü nedeniyle iki ayrı kitap olarak çıksa da beş-altı yıllık aynı süreçte yazılmış şiirlerdi) bu durumun bariz örnekleriydi. Ferruh Tunç, ilk kitabım (Nihilist Alarm) için yazdığı bir yazıda “şairanelikten uzak üslubunu düşünsel ve estetik olanı şiirinde buluşturma gayretinden alıyor gibi.” deyip “Aşil’in topuğu da burada sanki: Felsefe estetiğe mi, estetik felsefeye mi hakim olacak şiirinde?” diye sormuştu. Veysel Çolak, ikinci şiir kitabı (Şe/h) için yazdığı bir yazıda “Kabuğu sert şiirler. İçlerine girmek için biraz çaba harcamak gerekiyor.” yazmıştı. İlk iki kitabım üzerine çok sayıda inceleme/eleştiri yazısı yazıldı, olumlu ve olumsuz eleştirilere yer verildi ama hemen hemen hepsinde, hep benzer şekilde felsefi şiir vurgusuna ve anlaşılmasıyla ilgili sorunsala/derinliğe (artık ne denirse) işaret edildiğini gördüm. Bence bu şiir kitabım üslup bakımından, özellikle somut ve net ve açıklık bakımından, ilk iki kitabımdan ayrışıyor.

Tam emin değilim Akatalpa ya da Şiiri Özlüyorum dergilerinden birinde Şer/h üzerine yazılmış bir yazıda Şer/h’in Nihilist Alarm’la benzer üslupta oluşuna dikkat çekilmişti. Şimdi o aklıma geldi. Bence de ilk iki kitabım benzer üslubu barındırıyor. Zaten dediğim gibi bu iki kitabı aynı dönemde yazdığım için üslup bakımından çok farklı bir şiir çizgisine de geçmemiştim. Hepsi birbirinin aynısı şiirler desem yeridir. Hatta Nihilist Alarm birbirinin devamı niteliğinde farklı başlıklandırılmış ama aslında birbirinin aynı olan üç bölüm altında üç ana şiirden oluşuyordu. Şer/h ise tek bir şiirden oluşuyordu. Ve bu iki kitaptaki şiirlerin (hadi dört ayrı şiir diyelim toplamda) hepsi de aynı üslup şemsiyesinin altındaydı. Şeref Bilsel’in Varlık Dergisinde “şiirin içindeyken şiire/şaire dair (poetik alanı da rasat eden) düşünmeyi sürdürmek.” dediğine benzer şekilde sürdürmüştüm şiirlerimi. Poetika, varoluş felsefesi, özellikle de kendimle ilgili olanın merkezde olduğu bir düşünce-estetik sarkacında gidip geliyordu şiirlerim. Bu arada şiirlerin şekli, şablonu da tamamen aynı şiirin devamı niteliğindeydi. Örneğin ilk olarak Varlık’ta yayımlanan Yontuk Rutin şiirimde geçen “hava soğuk mu? -soğuktu” söylemi daha sonra Sincan İstasyonu’nda yayımlanan Nihilist Alarm şiirimde “alarm inatçı mı? -inatçıydı” şeklinde ve farklı dergilerde yayımlanıp en son Nihilist Alarm kitabımın ilk bölümünü oluşturan şiirlerimin hepsinde benzer şekillerde devam etti. Yine Sayın Şair şiirleri de… Şer/h’ler de… Hepsi kendi içinde tek bir şiirin devamı şeklinde… Neyse çok uzatmayayım, kısacası Hayatım: Rengârenk Bir Zifiri Karanlık kitabımda daha somut, daha farklı üsluba sahip, farklı şiirler mevcut. Tamamı böyle diyemem tabii ki. Bir anda bıçak gibi fapfarklı bir üslupta bir kitap yazacağım diye yola çıkmadım çünkü. İlk iki kitaptan izler taşıyan şiirlerle başlayıp en son sayfasında tamamen yepyeni, fapfarklı şiirlerle biten bir kitap diyebilirim Hayatım: Rengârenk Bir Zifiri Karanlık. Örneğin kitaptaki ilk şiirlerden bir bölüm ve son şiirlerden bir bölüm eklemek istiyorum iznin olursa:

“Ben kuma inanırım kumun dökülüşüne

Henüz ufalanmamış sert bir kaya olarak kuma inanırım ben

Paramparça keskin bir cam olarak kuma…

 

Ben sana inanırım senin gülüşüne

Henüz tanışmadığımızdan önceki sana inanırım ben

Ayrıldığımızdan sonraki sana…”

 

Bu şiir, ilk iki kitaptan izler taşıyor bir nebze de olsa. Daha nahif ve daha kapalı bir şiir. İşte camın kumdan yapılması, kumun kayalardan ufalanarak oluşması süreci ile bir aşk benzeşimi kuran bir şiir… Bu da son şiirlerden bir bölüm:

 

             “O zaman son sürüm burjuvazi yazılımıyla güncelleyelim:

             Ya da güncellemeyelim artık yeter, kaldırmıyor donuyor

Her güncellemeden sonra düzen daha kötüye dönüyor

Fırlatıp atalım, kurtulalım! -ah keşke-

(Anası satılsın burjuvazinin* -zaten öyle-)

Reklamlar

 

İşte kapitalist İslamcılardan, kapitalist feministlerden, kapitalist veganlardan, kapitalist şuncu bunculardan bahseden bir şiirin sonradan verdiği somut tepki mısraları… Üslubun değişimi doğrudan kendini belli ediyordur diye düşünüyorum.

 

  • Huh. Cevap çok iyiydi. Takdir ettim ve beni zor sorular sormak için düşündürmeye mecbur bıraktın. Kitabının adı ‘’Hayatım Rengarenk Bir Zifiri Karanlık’’. Abi neden bu kadar acı? Ben senin hayatının bu kadar karanlık olduğunu düşünmüyorum. Akademisyensin, işin var belli bir kariyerin var. Sanırım güzellikler içinde olsan bile dünya adına genel bir umutsuzluğun var ve bu da kitaplarına yansıyor. Haksız mıyım?

“Hayatım: Rengârenk Bir Zifiri Karanlık” ama “İntikamım Kendimdir”. Evet, karanlık bir tarafım, renkli-reprenkli bir hayata rağmen umutsuz bir yanım var. Bu durum daha çok insanın ortadan kalktığı, her şeyin kapitalleştiği kuvvetli akıntıyla ilgili. Bu nehrin akıntısına karşı çok kulaç atıyorum. Hiçbir zaman da akıntıya kapılmadım diye düşünüyorum. Ama akıntı o kadar güçlü ki umut tartışmalı… Umudun bittiği yerde ise inat başlıyor işte. Sırf varoluşum, kendim, bir intikam. İntikamım kendim… Devamı konusunda da şöyle diyebilirim, evet haklısın. Hep karşılaştığım bir soru oldu aslında bu soru, hayatımın farklı farklı zamanlarında ve mekanlarında. Örneğin fen lisesini bırakıyorum, abi fizik kimya matematik falan çok iyi senin, niye bırakıyorsun? sorusu geliyor… O değil ki mesele, hele de bir şair açısından… Bilirsin, bizde kaybetmek mühim. Şimdi sırf herhangi bir tıp fakültesi kazanıp şöyle böyle para kazanıp bir ev, araba yaşarsam ne müthiş diye düşünen birisi, en iyi tıpı havada karada kazanacak birisinin fen lisesini bırakmasını anlayamıyor. Ya da x şirketine girip yine kapitale endeksli düşünen bir kapitalist, en iyi şirketlere danışmanlık yapabilecek birinin, iyi bürolara girebilecek birinin hiç avukatlık stajı bile başlatmamasını anlayamıyor. Örneğin ömrümde hiçbir sermaye yayınevine bir dosya bile göndermedim. X yayınevinde dosya yayınlatmayı hayatının gayesi yapmış biri de hepsinde havada karada dosyasını çok rahat yayınlatabilecek birini anlayamıyor. Üstelik bir hayat kurgusu kurdukları için kafalarında ve bu kurgu da en temelde kapitalizmin küçüklükten beri onlara öğrettiği çok kazanmak, çok para, çok satmak, çok yüksek bina, çok yüksek mevki gibi şekillerde somutlaştığı için farkında olmadan tüm hayat gayeleri çökebiliyor.

Reklamlar

Akademisyenlik de yine sistemle ilgili dertlerim olduğundan ve onları ayrıntılı araştırıp yazıp çizdiğimden… Özellikle siyaset felsefesi çalışıyorum. Yoksa herhangi bir makam da para da şu da bu da -en azından artık- beni mutlu edemez. Çok satmakmış, çok yükselmekmiş, şuymuş buymuş… Çok uzak bana. Ama sistemle, sistemin içinde, şiirle ve felsefeyle uğraşmak icap ettiğinden kavga hep sürecek tabii. Dolayısıyla “gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir”, Etiler’de elinde gezdirdiği bir köpeğe Anadolu’nun ücra bir köşesindeki insandan bile on kat daha fazla masraf yapıp altındaki lüks araçla gülmek değil. Bu ve buna benzerler ve bunların kültür ortamındaki yansımaları da doğrudan belirtmekte beis görmüyorum ki düşmanlarımdır benim. Huzursuz olmayan insan, insanlığını sorgulamalı. Ya hep beraber ya hiçbirimiz… Bu her alanda geçerli: Kapitalizmin bize sunduğu, çok para kazanmak, çok kitap satmak, çok yüksek bir mevkiye girmek, çok çok… Hepsi ehemmiyetsiz şeyler. Özellikle de gerçek şiirle gerçekten iç içe olduktan sonra…  Bu kitaptaki şiirler de bu yüzden önemli. Özellikle kitaptaki İntikamım Kendimdir şiirleri… İşte biraz önce bahsettiği hayat kurgularını yıkacak şiirler, bu şiirler… Misal Yelkensiz’in ilk sayılarını çıkarırken İslamcı bir mecmuada bize “yelken temenni edenler” sonra zincir kitabevlerinin ve hükümet kütüphanelerinin raflarını doldurdu. Ya da şimdilerde daha Hayatım: Rengârenk Bir Zifiri Karanlık benim elime geçmeden bazı platformlarda bu kitabın adını açıp sahte hesaplardan sıfır puan falan vermekle uğraşanlar en bilindik sermaye yayınevlerinden yayınlandı. Ama benim en ufak bir böyle çabam olmadığı için, yani aslında onlarla dövüşmediğim ya da yarışmadığım için, daha çok eziliyorlar. İlginç bir çekememezlik, inanılmaz bir korku var. Ama bu korkunun arkasındaki en büyük sebep, o kurdukları kurgunun -feodal bir üstünlük kurgusun, liberal bir kapitalist kurgunun, iyi bir ev araba satın alıp bir şey olduğunu zannetme kurgusunun, iyi bir sermaye yayınevince yayınlanıp yüz bin satınca bir şey olduğunu zannetme kurgusunun- yıkılacaklığı. İsmet Özel’e atıfla şöyle bir şey diyebilirim: Kazandım nefretini feodallerin lanet ediyor bana liberaller de. Yüzeysel okuyorlar şiirlerimi. Aslında birazcık derinlemesine okusalar, büyük bir karanlık çökecek üstlerine. Ama özgürleşecekler…

 

  • İlerleyen zamanlarda belirli bir temaya ait olmayan bir dosya görecek miyiz senden? Bahsettiğim daha serbest şiirlerin olduğu bir iş. Birbirinden alakasız kel alaka ama yine diğerleri gibi sağlam şiirlerin olduğu bir dosya? Kendi adıma senden böyle bir kitap görmek istiyorum. Tematik dosyalar yerine oluşturacağın bir dosyada ne yapacağını görmek isterdim.

Aslında “Hayatım: Rengârenk Bir Zifiri Karanlık” öyle bir dosya. Yani yine bazı dip akıntılarla birbiriyle ilişkili şiirler var dosyada, özellikle kitabın başlarında. Ama sonlara doğru her biri ayrı bir şiir olan ve daha somut olan şiirler de mevcut. Galiba senin bahsettiğin tarafa doğru gidiyorum. Bilmiyorum…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s